 |
|
 |
|
|
|
| 2010-03-08 |
Siyaset Bulaştırmak
|
|
Yenişehir değişiyor. Yenişehirli ile birlikte.
Son yapılan yerel seçimler öncesinde başlayan ve giderek hayatın her yanına sirayet eden bu değişiklik, birkaç yıl içinde istenilen en üst seviyeye gelecek.
Yerel seçim sonuçlarından başlayarak sivil toplum örgütlerinin genel kurullarına kadar olan süreci değerlendirenlerin, benzer bir sonuç çıkaracaklarına inanıyorum.
Yerel seçim süreci, hemen sonrasında kendi şartları içinde değerlendirildi. Sanıyorum herkes kendi penceresinden gördüklerine bir isim verdi.
Benim ilgimi çeken ise sonrasında ardı ardına yapılan sivil toplum örgütlerinin genel kurulları öncesinde ve sonrasında yaşananlar.
Her zaman olduğundan çok daha fazla bir ilgi oldu bu genel kurullara.
İnsanlar, mensubu oldukları bu örgütlenmelerin yıllardır yönetildiği gibi yönetilmemesi gerektiğini söylediler.
Müdahil oldular, değişmeli dediler, ortaya çıkıp talip oldular.
Bu talip oluş, “ o yapıyorsa ben de yaparım” anlayışından ibaret değildi.
Hemen tamamı, yeni şeyler söyledi.
“Ben daha iyisini yaparım” diye ortaya çıktı.
Bunları söylerken şimdiye kadar yapılmayanları da ortaya koydu.
Yeni bir anlayış ile bu örgütlenmelerin yönetimlerine talip olanların, üyelerle haftalarca süren görüşmeleri sırasında, hiç ele alınmamış birçok konu hatırlandı. Sorunların adı kondu. Çözümleri anlatıldı.
Her şeyden daha önemlisi ve bana göre en yararlısı, aynı örgütün bireyleri önce kendilerini yönetenleri tanıdı sonra da diğer üyelerle tanıştı.
Yüzde yüzlere varan katılımlarla yapılan genel kurullarda da tam bin centilmenlik hakimdi. Kimse çirkinleşmedi. Kimse doğal olmayan bir şey yaşamadı. Her biri için önceden söylenen felaket senaryoları havada kaldı.
Yapılması gerekenler, yapılması gerektiği gibi oldu ve sonuçlandı.
Sonrasında mı?
Kazananlar oldu, kaybedenler oldu.
Her halde de söz konusu örgütler kazandı.
Seçim kaybedenler, kaybederken bile örgütün önüne hedefler getirmeyi başarmış, çıtanın yükseltilmesini sağlamışlardır.
Bazı örgütlerin yönetimi değişmedi belki ama inanın yönetim anlayışları değişti.
Bundan sonra ne yapılmalı.
Bana göre, sivil toplum örgütleri hem sivil hem de örgüt oldukların unutmamalı.
Temsil ettiklerin kişilerin hak ve çıkarları doğrultusunda çalışmalar planlamalı ve en önemlisi var olma nedenlerini unutmamalı.
Genel kurullar öncesinde ve sonrasında sıkça dile getirilen ve zaman zaman suçlama amaçlı kullanılan siyasi kimlik, artık bu konumdan çıkarılmalıdır.
Bütün sorunların çözüm yeri siyasettir. Her bireyin, siyasi bir yaklaşımı vardır ve olmalıdır da.
Şikayet edilmesi gereken siyasi kimlikten çok kimliksizlik olabilir.
Birey olmayı başarmış, kendi doğrularını oluşturmuş her insan bilir ki içinde bulunduğu örgütlenmede farklı siyasi kimlikleri olanlar var.
Aslında bu durum mevcut örgütlenmeye güç vermesi gereken bir olgudur ve bana göre de öyledir.
“Siyaset bulaştırmak” olarak kullanılan ifade ile bir sivil toplum kuruluşunu, bir siyasi partinin arkasına takmak kastediliyorsa o zaman bir sorundan söz edilebilir.
Ben böyle bir örnek hatırlamıyorum. Bu nedenle de bu ifadenin kullanılmasını doğru bulmadığımı söylemek istiyorum.
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|